
Meme Ucu Problemleri ; Meme başının içe doğru çökük olması tablosudur ve İnverted nipple olarak da adlandırılır. Doğuştan olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilir. Estetik ve fonksiyonel olarak sorunlara neden olan bu tablo genellikle ergenlik sonrasında meme gelişimi ile birlikte ortaya çıkar. Estetik sorun aktif cinsel hayata geçişte doğal olarak psikoseksüel sorun olarak karşımıza çıkacaktır. Bu nedenden dolayı hasta emzirme döneminde özellikle ciddi sorunlar yaşar.
Bu tablonun nedeni olarak sıklıkla meme başı alt kısmındaki süt kanallarının doğuştan veya enfeksiyon veya diğer nedenlerle kısalması gösterilmektedir. Meme başının içe doğru çökük olması hafiften ciddiye doğru çeşitli evrelerde karşımıza çıkabilir. Hafif vakalarda meme başı etrafına yapılacak minik bir baskı ile meme başı normal şeklini alırken, ciddi vakalarda bu manevra dahi işe yaramaz. Bu manevrayı doğal olarak ameliyat endikasyonunu belirlerken de kullanırız.
Meme başının içe doğru çökük olduğu durumlarda ameliyatı genellikle lokal anestezi altında ameliyathane koşullarında yaparız. Nadiren sedasyon olarak adlandırdığımız sakinleştirici ilaçlarda eklenebilir. Ameliyat süresi endikasyona göre 15 dakika ile 1 saat arasında değişiklik gösterir. Hasta ameliyatın yapıldığı gün taburcu edilir. İş hayatına ve sosyal yaşama hemen dönüş gösterebilir. Ancak memeyle ilgili cinsellik kısa süre önerilmez.
Bu sorunla ilgili en sık karşılaştığımız iki soru nüks olurmu ve sonrasında emzirmeyle ilgili sorun yaşarmıyım şeklindedir. Aslında bu iki sorunun cevabı birbiri içine geçmiş durumdadır. Hafif derece vakalarda meme başı altındaki süt kanallarına müdahale etmeden yani kesmeden ameliyat yapacağımız için emzirmede sorun olmaz ve nüks olasılığı neredeyse sıfır olacak kadar düşüktür. Daha ciddi vakalarda ise mecburen süt kanallarına müdahale edilmesi gerekirse emzirme teorik olarak olası değildir. Bu şekilde radikal bir cerrahi girişim uygulandığında da nüks oranı çok düşüktür. Her halukarda bu sorundan kurtulmuş olmak hastayı kendi iç dünyasında belirgin ölçüde rahatlatacaktır.
Meme başı etrafındaki kahverengi yuvarlak bölge AREOLA olarak adlandırılır. Areolada büyüklük doğuştan olabileceği gibi hamilelik ve kilo almaya bağlı meme büyümeleri durumlarında da çap genişler. Areolanın normalde olması gereken çapı 4.5-5 cm civarındadır. Klinik gözlemlerimde areola çapının 15 cm ye kadar büyüdüğüne şahit oldum.
Sağlık açısından herhangi bir soruna neden olmasada estetik açıdan ortaya şık olmayan görüntü çıkar. Bu sorun areola küçültücü işlemlerle rahatlıkla giderilebilir.
Meme Ucu Estetiği lokal anestezi ile yapılabileceği gibi sedasyon(sakinleştirici ilaç)la da yapılabilir. Geniş olan areola çapı 5 cm olacak şekilde planlanarak halkasal şekilde küçültülür. Ameliyat neticesinde areola dış sınırında halkasal şekilde hafif bir iz kalır. Hasta aynı gün taburcu edilir ve sosyal yaşantısına aynı gün dönebilir.
Protezler göğüs bölgesine 3 farklı yerden girilerek yerleştirilebilir:
1- Meme başı çevresi
Ameliyat kesisi, meme başı çevresinin koyu renkli bölgesinin çevresinde, yaklaşık 4 cm. uzunluğunda yarım çember şeklindedir. Meme başı çevresinden kesi yapıldığında protezin yerleştirileceği bölgeye, süt bezleri kesilerek ulaşılır, protezin yerleştirileceği bölgeye ulaşmak için süt bezlerinin kesilmesi, olası bir doğumdan sonra emzirmeyi olumsuz etkileyebilir, meme başının duyusunu sağlayan sinir etkilenebilir, bu durumda meme başında geçici ya da kalıcı uyuşukluk (%40) oluşabilir. Ameliyat kesisi, meme başının çevresinde silik bir iz bırakarak iyileşir.
2- Meme altı kıvrım çizgisi
Meme altı kıvrım çizgisi üzerinden, ya da bu kıvrımı oluşturacak çizgi üzerinden 4 cm. uzunluğunda kesi yapılır. Ameliyat kesisi, meme altı kıvrım çizgisinde silik bir iz bırakarak iyileşir. Meme altı kıvrım çizgisinden girerek protez yerleştirildiğinde süt bezleri zarar görmez, olası bir doğumdan sonra emzirme problemi oluşmaz, meme başının duyusunu sağlayan sinirin etkilenme ihtimali daha azdır. Bu nedenle meme başının uyuşukluğuna sık olarak rastlanmaz.
3- Koltuk altı
Koltuk altında, derinin katlandığı çizgiler üzerinden 1.5-2 cm. uzunluğunda bir kesi yapılarak, memenin altına doğru uzanan bir tünel hazırlanır ve protez bu tünelden yerleştirilir. Protezler, bu yolla genellikle göğüs kasının altına yerleştirilirler. Protez, bu yolla bilhassa kas altına yerleştirildiğinde infeksiyon riskini oldukça azaltır. Ameliyat kesisi koltuk altında olduğu için, meme bölgesinde ameliyat izi olmaz. Koltuk altındaki ameliyat izi ise kıvrım çizgileri içinde kaldığından dolayı zamanla kaybolur. Bu yolla yapılan girişimin süt bezlerine hiçbir etkisi yoktur. Olası bir doğumdan sonra emzirme sorunları ortaya çıkmaz.
Kliniğimizde meme büyütme amacıyla sağlıklı olması nedeniyle birinci sırada serum fizyolojik ile doldurulan silikon protezler tercih edilmektedir. İkinci sırada ise muayene bulgularına göre jel silikon içeren protezler tercih edilmektedir. İlk yöntemde protez koltuk altından girilerek kas arkasına yerleştirilir. Protezi yerleştirmek için yapılan kesi ortalama 1.5-2 cm dir. Ameliyat izi koltuk altı çizgilerine paralel olduğu için fark edilebilirliği çok azdır. Protezin kas arkasına yerleştirilmesi deri altından hissedilmesine mani olur ve doğal görünüm sağlar. Meme dokusunda kesi olmadığı için memede ize neden olmaz ve meme başı his kaybı riski yoktur. Kapsüler kontraktür adlı komplikasyonun oranı %1 civarındadır. Genellikle üçüncü aydan sonra ortaya çıkar ve tek veya her iki memede ortaya çıkabilir. Protezin etrafında kalın bir kapsül oluşur, bunun sonucu o memede sertleşme olur. Kapsüler kontraktürün tedavisi için ikinci bir cerrahi girişim gerekebilir.
1960′lı yıllarda kullanılmaya başlanan silikon protezler günümüzde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde meme büyütme ameliyatlarında kullanılan protezler silikondan yapılmış bir kese içine silikon jel veya serum fizyolojik doldurulmuş olanlardır. Silikon vücut için zararlı bir madde değildir.
Silikon inert bir maddedir, yani vücut içine yerleştirildikten sonra organizma ile kimyasal reaksiyona girmez, moleküler yapısı değişmez. Dünyada 40 yılı aşkın bir süreden beri meme protezleri kullanılmaktadır ve yapılan araştırmalar sonucunda kanser ya da başka bir sistemik hastalık riskini artırmadığı saptanmıştır. Silikon ile meme kanseri arasında herhangi bir ilişki olmadığı bilimsel bir gerçektir.
Protezler içinde bulundurdukları maddeye göre 2 gruba ayrılırlar:
1. Serum fizyolojik içeren protezler
2. Silikon içeren protezler
Protezler, şekillerine göre 2 gruba ayrılırlar:
1. Yuvarlak protezler: Yarım küre şeklindedirler. Yerleştirildikten sonra memenin üst yarısında da dolgun bir görünüm oluştururlar.
2. Anatomik (damla şeklinde) protezler: Damla şeklindedirler. Şekilleri, memenin doğal şekline daha uyumludur. Yerleştirildikten sonra memenin alt yarısında dolgun bir görünüm oluştururlar.
Kliniğimizde, FDA (American Food and Drug Administration) tarafından onaylanmış Meme protezleri kullanılmaktadır.
Kişinin işe başlaması meşgul olduğu işe göre değişiklik gösterir. Masa başı işi yapanlarda 3-4 gün sonra işe başlanabilir, ancak, normal aktiviteler için 2-3 hafta geçmesi gerekmektedir. Spor ve yüzme gibi aktiviteler için 4-6 hafta beklemek önerilir.
Meme küçültme ameliyatı sonrasında hem kozmetik ve hem de fiziksel bir iyileşme ortaya çıkmaktadır. Boyun, omuz ve sırt ağrısı olan hastalar ameliyat sonrası erken dönemde dahi bu şikayetlerinin ortadan kalktığını ifade etmektedirler. Sonuç olarak, kişinin fiziksel ve ruhsal durumunda çarpıcı düzelmeler oluşmaktadır.